WordPress Sosyal Medya Auto Publish Eklentisi Sorunu

xyzscripts’in yayınladığı “WP Facebook Auto Publish” ve “WP Twitter Auto Publish” eklentileri, Facebook ve Twitter’ın yeni izin düzenlemeleri ile neredeyse ücretsiz şekilde kullanılamaz hale geldi.

Fakat WordPress JetPack eklentisi ile yayınlanan yazıların otomatik olarak sosyal medya hesaplarında paylaşılmasını çok daha basit bir şekilde sağlayabiliyoruz.

Tek yapmanız gereken Jetpack eklentisini kurduktan sonra ayarlar kısmından “Paylaşma” sekmesine gelmek ve sosyal hesaplarınızı eklentiye bağlamak. Ardından “Yazılarınızı otomatik olarak sosyal ağlarda paylaşın” bölümünü aktif hale getirerek yazılarınızın yayına girdiği an paylaşılmasını sağlayabilirsiniz.

Facebook ve Twitter üzerinde API kaydı yapmaya gerek kalmadan otomatik paylaşım yapabilirsiniz.

Bir takım meseleler

Bu yazıyı yayınladıktan sonra sosyal medya hesaplarımda paylaşacağım için en azından bir kaç kişinin bu yazıyı okuyacağını düşünüyorum. Bu sebeple aklımda bulunan bazı konulara değinmek, belki de bir kaç kişiye içimi dökmek istiyorum.

Buraya kadar okuduktan sonra işiniz var ise sayfayı kapatıp işiniz ile ilgilenmenizi her şeyden çok isterim. Çünkü dünyada insanın kendi sorumluluklarından daha önemli ne olabilir arkadaş!?

Yazılımdır, veri yönetimidir, sosyal medya pazarlamasıdır hepsi gündelik rutinimin %90’ı gibi gözükse de ben de herhangi bir insanım.

Dün minibüste Hakan Taşıyan’ın “Davacıyım” şarkısını loopa alıp 10 defa dinledikten sonra “dünyanın en güzel şarkısını yapmış adam” diyerek Maltepe Merkez Camii’nin önünde inip yürümeye başladım. Budur insanın en gerçek hali.

Ben arabeskin göbeğine doğmuş, müzisyen bir amcanın, yoksullukla cebelleşmiş bir ailenin evladıyım. Yani bakmayın DSLR makineler ile plaza katlarında çekilmiş fotoğraflara.

İçimde tutamadığım için, dile getirmekten utansam da söylemek istiyorum. Küfür kıyamet bir mahallenin orta yerinde büyüdüm. Hangi plaza, hangi pahalı elbise, hangi milyoner ABİ değiştirebilir ki kafanın içindeki hayat görüşünü. Değiştiremediler de zaten.

Kendine roller biçip onu yaşamaya başladıkça çiğleşiyor insan. Çünkü pişmemiş tarafını değdirmiyor ızgaranın sıcak tarafına.

Dün gece uyurken söz verdim kendime. Annen iyileşti iyice Metehan dedim. Üzme artık kendini, sığınma bu derdin arkasına. Yıllardır beceremediğin kendi işini yapma mevzusunu da iyi kötü halletmeye başladın. Sabah kalk, güzel bir kahvaltı yap, al duşunu, otur işinin başına.

Ne oldu biliyor musun?

Sabah uyandım, kahvaltıda kıymalı yumurta yapmak için akşamdan çözülmeye bıraktığım kıymayı yemişler. Afiyet olsun de, git yap kendine başka bir şeyler değil mi? Olur mu. Büyüdüm, saygı duymalılar, adam yerine koymalılar beni de. Kıymanın adamlığımı olur Ulan! demedim de kafam attı, bastım gittim dedeme. Üç çeşit reçel, yanına da ıhlamur. Mükellefler ötesi bir beslenme. G*tüme baka baka döndüm evime.

O, sabah rest çektiğim babama, anneme selamı verip geldim odama. Ulan dedim yaş 22, lafa gelince mangalda kül bırakmıyorsun şu yaptığına bak.

Kıymayı çözülmeye bıraktıktan sonra da fasulye ıslatmıştım. Ben odadayken etin yağlı kısmıyla yapmışlar onu da. Puh! dedim böyle hayatın orta yerine edeyim. Duvarı yumruklayıp odama döndüm. Küfürler ediyorum taşa toprağa.

Beş dakika önce kendine ettiğin nasihatlar nereye gitti b’oğlum.!

Şimdi ben bunları niye size anlattım. Belki güldünüz belki acıdınız, belki de şahsiyetim hakkında kötü yorumlarda bulundunuz 🙂

Ama hele bi beri gelin.
Hanginiz benim gibi değilsiniz?

Hanginiz yumurtayı kıymalı yiyemediği gün, fasulyede et var diye  isyan etmedi ki.

“Biz öyle insanlar olduk ki!” demeyeceğim çünkü 100 yıl önce de biri toplum eleştirisine böyle başlıyordu. Lakin biz bir türlü insan olamadık. Olamıyoruz. Bir yerden falso alıyor bizim o HDR çekilmiş, güneşin en güzel ışığı verdiği karakter pozlarımız.

Bu yazıyı kendimi rezil etmek için yazmadım. Başkalarını eleştirmek için de yazmadım.

Yakın arkadaşlarım zaten bilir, kalabalıkta ılımlı, biz bizeyken huysuzun tekiyim. Farklı bir şey anlatmadım yani.

Yazının başında işi olan işiyle ilgilensin demiştim. İşiniz mi yoktu? Bunu okuyacağınıza gidip 2018’in ortasında iki gencecik asker niye donarak ölür onu düşünseydiniz.

Biz battık. Biz üç kuruş kazanınca adam yerine koyulan sefiller sefili bir toplumuz. Reziliz biz arkadaşlar. Tamam siz iyisiniz güzelsiniz. Kıymaya sinirlenen adamın teki gelmiş duyar kasar olmuş. Benden iyi olan, daha gerçeğini söylesin onu dinleyelim.

Selametle.

Bugünden yarına notlar

Son zamanlarda üst üste gelen hastalık ve vefat haberlerinden dolayı hem uyku düzenimi hem çalışma performansımı hem de sosyal hayatımı düzensiz bir hale evirmiş durumdayım. Çevremizdeki insanların zor zamanlarında yanlarında olmak ve omuz vermek istiyorsak öncelikle ayakta kalabilmemiz gerekiyor. Yapılan en büyük hata zor zamanlarda pes etmek ve durağanlaşmaktır.

Dün bir yakınımın cenazesinde idim. Cenaze töreninden evvel bahçede bir kaç kişiyle laflarken şöyle bir cümle kuruldu: “Böyle günlerde herkes hayatın boşluğundan söz eder, oysa hayatın bir sınırının olması onu en değerli maden yapmaz mı? Sonsuz bir altın damarı bulunsaydı altının değeri düşerdi, hayat şimdilik sonsuz değil ve her anın kıymetini bilmek zorundayız.”

Çok güzel dedim. Ölüm, hayatı kıymetli kılan, değer aşılayan bu döngünün son parçası. Sabahları yataktan kalkarken isyan eden insanlar ne kadar hata yapıyorsa içi boş bir hayatı makyajlayıp servis eden, rol hayatlar yaşayan insanlar da o kadar hata ediyor aslında.

Ben eskiden günlüğüme kendim için notlar alırdım. “Başarılı ol”, “şöyle yap”, “böyle göster kendini” diye. Daha sonra kendi kendimi hapsettiğimi farkettim. Toplumsal baskının zihnimde bir patron olduğunu farkettim. Bir gün oturdum ve aşağıdaki notları yazdım:

  • “Hayır” demek için kötü bir insan olmak zorunda değilsin. “Hayır” de, gerekirse sebebini açıkla, gerektiğinde rica et. %51 oranında kendini düşün ama karşı taraf için de o %49’un hakkını ver.
  • Sabahları kalktığında hava soğuk veya yağmurlu diye yüzünü asma. Unutma sen doğanın bir parçasısın, o senin ihtiyacını senden daha iyi biliyor. Doğaya saygılı ol.
  • Cebine ne kadar para girdiğinin önemi yok. Her ne koşulda olursan ol tasarruf et. Geleceğin ne getireceğini bilemezsin.
  • Aile insanın olmazsa olmazı değildir. Baban veya annen seni temsil etmekle mükellef değildir. Sen onları temsil etmekle mükellef değilsin. Kimse kimseyi sırtlamak zorunda değil. Fakat topluma katılımın ilk parçası ailedir. Sana şefkatle bakan iki çift gözü düşün, anneyi ve babayı. Fırsat buldukça git sarıl onlara.
  • Dostluk tuhaf bir olgudur. Bazı dostlarınız size zarar verebilirken, bazıları sizin için kendilerini hiçe sayabilirler. Zamanı dolmuş ve can çekişmekte olan dostlukları sonlandırmayı bil. Kimseyi kırmadan ve daha fazla incinmeden..
  • Kin tutmak, yüzlerce mutluluk koyabileceğiniz kefeyi taşla doldurmak gibidir. Bir insana düşman kesilmek yerine onu boş verin. Bir insana zarar vermekle, ilahi bir kudretin size zarar veren insanı tepetaklak etmesini beklemek aynı şeydir. Kin tutmuyorum ama umarım yaptıklarının bedelini öder demek kendini kandırmaktır. Maddeüstü bir mahkeme olmadığını kavra ve hayatının hiç bir anını kin ve öfkeyle ziyan etme.
  • İşinde başarılı olmak mı istiyorsun o zaman yolun yarısını tamamladın demektir. Öteki yarısı için ise temponu biraz daha arttır ve okumaya başla. Ezberlemek zorunda değilsin, deneyimleri oku, yenilikleri oku, bilinçaltın büyük bir veri merkezidir, ihtiyaç dahilinde okuduğu, gördüğü ve duyduğu şeyleri tarar ve sana sunar.
  • Başaramamaktan korkma. Başarısızlık iki durumun göstergesidir: birincisi, yanlış giden bir şeyler olmuştur, ikincisi yanlış da olsa denemeye başlamışsındır. Denemeye başla, denemeden doğruya varamazsın.
  • İstemediğin milyonlarca şeye hemen ulaşmaktansa, istediğin şey için yola çık. İnsanın hayallleri o kadar kıymetlidir ki, onlara varamasa dahi o yolda çektiği çile ve cefa bile güzel gelir.

Apache Hadoop Nedir?

Hadoop, büyük hacimli, yapılandırılmış ve yapılandırılmamış verileri işlemek için kullanılan yüksek düzeyde ölçeklenebilir bir analiz platformudur . Büyük ölçekli derken, yüzlerce veya binlerce fiziksel depolama sunucusuna yayılmış petabytelarca veriyi kastediyoruz.

2005 yılında geliştirilen ve şimdi Apache Software Foundation altında yönetilen bir açık kaynak platformu olan Hadoop, büyük verileri birden fazla makinede saklar ve yönetir.

Hadoop içerisinde büyük verileri sakladığımız yapıya Hadoop Distributed File System (HDFS) denir .

İşleyiş şu şekilde ilerler;

  • Büyük verileri HDFS sistemine yüklediğimiz zaman , Hadoop bu verileri bloklara ayırır .

  • Farklı bloklara ayrılan veriler çoklanarak (kopyalanarak) farklı nodelara(serverlara, cihazlara) aktarılır. Bu çoklanarak saklama işleminin birincil sebebi ise nodelardan herhangi birisine zarar gelirse en az kayıpla krizi atlatmaktır.

HDFS, geleneksel anlamda bir dosya sistemi değildir ve genellikle bir kullanıcının görüntülemesi için direkt uygulanmaz (direkt görüntülemek için bazı araçlar mevcuttur), bu da bazen kavramın anlaşılmasını zorlaştırabilir; bu sebeple Hadoop’u veri deposu olarak düşünmek daha mantıklıdır.

Bu sistemin asıl can alıcı noktası veri analizi işlemini yapması ve maliyetini azaltmasıdır.

Peki hadoop verileri paralel olarak nasıl işler?

Bu işlemi yapan bileşenin adı MapReduce’dur. Veriler HDFS’ye işlendikten hemen sonra Map ve Reduce aşamaları işletilir. Bu aşamaları PHP, Java vs.. ile getiştirebilirsiniz.

Veri konusunda kaynakça olarak kullanabileceğimiz Buyukveri.co‘da bu işleme örnek olarak bir text dosyasının içerisindeki kelime sayısını bulan MapReduce programının incelemesi yapılmış. Alıntılayarak gösterelim.

MapReduce şu adımlardan oluşacaktır ;

  • Spliting : Veriler 64 MB lık bloklara ayrılır .
  • Mapping : Burada kelimeler key ve value şeklinde bölümlere ayrılır .
  • Shuffling : Map işleminden çıkan sonuçları Reducer’a yönlendirir . Amacımız word-count uygulaması oldugu için aynı kelime grubu aynı Reducer a yönlendirilir .
  • Reducing : Gelen sonuçlar üzerinden toplama işlemi yapılır ve sonuçlar belirlediğiniz kaynaklara yazılır.

Özetle yüksek trafikte akan bir veriniz olduğu zaman (Örnek günlük 10 milyon + ) verileri HDFS üzerinde saklayabilir ve MapReduce ile verilerinizi analiz edebilirsiniz .

Ek olarak eğitim ve üretim için Hadoop’u kullanan şirketlerin ve projelerin tam listesine şuradan ulaşabilirsiniz: PoweredBy – Hadoop

Araştırma sektörü ve Web 3.0

Beş ay önce web ve mobil uygulama geliştiricisi olarak başladığım Aksoy Araştırma şirkletinde Araştırma sektörü ve veri analizi konusunda edindiğim tecrübeleri bir blog yazısı olarak yayınlamaya karar verdim.

Araştırma ve veri edinme odaklı konularda ufkumu açan olaylarla karşılaştığım kadar bana eksik gelen yönlerinin de olduğunu, bu sebeple ülkemizdeki araştırma ve veri analizi teknolojilerinin geliştirilmesi konusunda yardımcı olmak adına eleştirilerimin de olacağını yazının başında belirtmek isterim.

İlk adımı siyasi araştırmalar konusu ile atalım. Kamuoyuna bilgi sağlamak ve sonuçlarda doğruluk oranını yükseltmek her araştırmacının en temel arzusu. Bu konuda istatistiksel metalar mevcut ve dataya dayalı istatistiklerin okunması, bilgiye evrilmesi ve sunulması araştırmanın temel amacı. Bu süreç şu şekilde işliyor;

  • Araştırmanın odağını belirleyecek sorular oluşturuluyor. (Sektörde buna script oluşturma deniliyor. Soruların biçimi, cevapların alınma şekilleri [açık uçlu, çoktan seçmeli, kapalı uçlu vs. –araştırma sonucu etkiler derecede önemli bir madde olduğunu düşünüyorum-] bu kısımda belirleniyor.)
  • Araştırmanın hangi kitle üzerinde yapılacağı belirleniyor. (Sosyoekonomik statü, cinsiyet, yaş, bölge, il-ilçe vs.. )
  • Araştırmanın hangi kanal üzerinden yapılacağı belirleniyor. (Bunu ilk madde olarak yazmak da mümkün fakat hiç bir zaman araştırma biçimi, sorulacak soruları kesmemeli, sonuca negatif veya eksik bilgi bakımından etki etmemeli [benim fikrim])
  • Araştırma verileri toplanır. (Sahada yüzyüze, telefon ile veya internet-mobil üzerinden)
  • Bu veriler istatistiksel grafiklere çevrilir.
  • Veri okuması yapılarak bilgiye çevrilir.
  • İlgili kişi, kurum veya kamuoyuna servis edilir.

Read more →