Beş ay önce web ve mobil uygulama geliştiricisi olarak başladığım Aksoy Araştırma şirkletinde Araştırma sektörü ve veri analizi konusunda edindiğim tecrübeleri bir blog yazısı olarak yayınlamaya karar verdim.

Araştırma ve veri edinme odaklı konularda ufkumu açan olaylarla karşılaştığım kadar bana eksik gelen yönlerinin de olduğunu, bu sebeple ülkemizdeki araştırma ve veri analizi teknolojilerinin geliştirilmesi konusunda yardımcı olmak adına eleştirilerimin de olacağını yazının başında belirtmek isterim.

İlk adımı siyasi araştırmalar konusu ile atalım. Kamuoyuna bilgi sağlamak ve sonuçlarda doğruluk oranını yükseltmek her araştırmacının en temel arzusu. Bu konuda istatistiksel metalar mevcut ve dataya dayalı istatistiklerin okunması, bilgiye evrilmesi ve sunulması araştırmanın temel amacı. Bu süreç şu şekilde işliyor;

  • Araştırmanın odağını belirleyecek sorular oluşturuluyor. (Sektörde buna script oluşturma deniliyor. Soruların biçimi, cevapların alınma şekilleri [açık uçlu, çoktan seçmeli, kapalı uçlu vs. –araştırma sonucu etkiler derecede önemli bir madde olduğunu düşünüyorum-] bu kısımda belirleniyor.)
  • Araştırmanın hangi kitle üzerinde yapılacağı belirleniyor. (Sosyoekonomik statü, cinsiyet, yaş, bölge, il-ilçe vs.. )
  • Araştırmanın hangi kanal üzerinden yapılacağı belirleniyor. (Bunu ilk madde olarak yazmak da mümkün fakat hiç bir zaman araştırma biçimi, sorulacak soruları kesmemeli, sonuca negatif veya eksik bilgi bakımından etki etmemeli [benim fikrim])
  • Araştırma verileri toplanır. (Sahada yüzyüze, telefon ile veya internet-mobil üzerinden)
  • Bu veriler istatistiksel grafiklere çevrilir.
  • Veri okuması yapılarak bilgiye çevrilir.
  • İlgili kişi, kurum veya kamuoyuna servis edilir.

Buraya kadar her şey araştırma işinin kilometretaşları. Benim yazacaklarım ise web 3.0’da araştırma şirketlerinin nereye ve neye doğru evrileceği ile ilgili.

Yıl 2018, büyük veri (big data) herkesin dilinde ve ne olduğu, nasıl edinileceği, nereye varacağı büyük merak konusu. Bu konuda yazılmış yüzlerce makale olduğu için içine hiç girmiyorum, sadece big dataya ve  edinme kanallarına güvenin tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

Bugün hala sokaklarda, telefon aramalarında bize sorular soruluyor. Kayıt altına alınıyor ve işleniyor. Araştırma şirketleri bu işi böyle yapıyor. Diğer bir tarafta mouse hareketlerinizden data oluşturan, kullandığınız uygulamaları ve gittiğiniz mekanları –lokasyonları- baz alarak karşınıza reklamlar çıkaran, önerilerde bulunan mekanizmalar mevcut.
-Bu olayı daha da ileri taşıyalım.
Ağırlıklı olarak X marka ayakkabı giyenlerin, Y partisine oy verdiğini bulabilmek için hangi kitleye, hangi soruları sorabiliriz?
Bu çok ahmakça bir çalışma olacaktır. Kasıtlı olarak böyle bir sonuç almayı da ne bir siyasi parti ne de bir ayakkabı markası ister. Fakat bu veriye ulaşmak çok basit. Sadece bu veriye değil buna benzer yüzlerce, binlerce, onbinlerce veriye ulaşmak da gayet mümkün. Çünkü petabytelarca bilgi akışının sağlandığı sanal ortamda hiç anket yapmadan sadece kullanıcı paylaşımlarını API’ler ile çekerek ve cümle analiz araçlarını kullanarak çok kısa zamanda gündeme dayalı analizler çıkartmak fazlasıyla kolaylaşmış hale geliyor.

İnsanlara soru sormaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Hatta soru sorduğumuzda çarpıtılmış cevaplar aldığımızı düşünüyorum. Önümüzdeki yıllarda araştırma şirketleri anketlerin ses kayıtlarını istemek yerine dakikada kaç milyon insanın tarandığını önemseyecek.

 

Çok önemli iki madde:

  • 2019 yılında insanlar size ironi yaptığınız tweet hakkında negatif mentionlar atarken, twitter sizin profilinizi tarayacak ve altına şöyle yazacak –BU BİR İRONİK ESPRİDİR SALAKLAR, BU KİŞİYİ TANIYAMAMIŞSINIZ!!-
  • Bir çantanın tanıtım sayfasına banka hesabınızda paranız varken 10 defa baktıysanız bunun onlarca sebebi olabilir. 2018 yılında Google o çantayı size her yerde gösteriyor fakat 2019 yılında –ya da 10 yıl sonra- daha iyi bir iş ilanı gösterecek.

Yorum yok. Hemen yorumunu paylaş!.

Yorum yap