Hayal kurmak plan yapmak değilmiş..

Şimdi anlatacağım durumu, yeni öğrendiğim bir durum veya farkettiğim eksik bir noktam olarak adlandırabilirim.

Bugüne kadar plan yapmak ve hayal kurmak arasındaki farkları bilen, bunları terminolojiye göre açıklayabilen fakat uygularken ikisini birbirine karıştıran bir insandım. Belki bir çoğumuz için de bu durum böyledir. “Nasıl?” derseniz bu rehaveti şöyle açıklayabilirim:

Plan yapmak. Belli bir zaman aralığında, belirli kişiler ile, belirli şekilde bir işi, oluşu eyleme geçirme halidir. Örneklersek. 1 Nisan – 10 Nisan aralığında, x kişisi ile çalışarak, belirlenen günlerde belirlenen kısımları tamamlayarak bir yazılım projesini tamamlamak. 11 Nisan gününü sunum tarihi olarak belirlemek. Negatif durumlar dahilinde sapmaları hesaplamak ve bunları da göz önünde bulundurarak bu işi yerine getirmek. Veya Haziran ayında çıkılacak tatil için 20 gün öncesinden bilet almaya karar vermek. Bu durumlara plan yapmak deniyor. Tutarlı, belirli, olası ve imkanlar dahilinde gözüken eyleme geçme kararları plandır. Gerçekleşmemesi durumunda sebepler gözden geçirilir ve kriz yönetimleri gerçekleştirilir.

Fakat hayal kurmak!..

“Mutlu bir birlikteliğe sahip olmak istiyorum!” diye düşünmek veya “Önümüzdeki 3 yıl içinde araba almak istiyorum.” demek hayaldir. Hayaller tutarlılık talep etmezler. Mars’a çıkmayı da pek tabii hayal edebilirsiniz. Ama.. İmkanlarınızı düşünmeden bu uçarı fikrin planını yapmaya başlarsanız ve çok emek harcarsanız maalesef tutarlılığınızı yitirir ve gerçeklikten uzaklaşırsınız. Bazı hayaller ulaşılmak için kurulur. Ulaşılması zorunlu değildir, hayale giden yol dahi değerli ve geçerli ise finale gelmek zorunda hissetmezsiniz.

Ben burada vaktiyle yanlış yapmış olabilirim 🙂

Geçtiğimiz aylardan birinde hayatımda şu zamana kadar geçerli olan tüm hayal, kalıp ve uzun vade planları gözden geçirmek zorunda hissettim. Sadece aynada gördüğü kendisini düşündükçe trajikomik bir hal alıyor insan. Şartlanmak insanı üzüyor.

Şimdilerde daha uçarı ve yapmak zorunda olmadığım hayallerim ve tutarlı şekilde gerçekleştirdiğim kısa vade planlarım var. Daha mutluyum, daha yargısız ve daha kendine kalmış bir insanım.

Çocukken ailemizin bizi nerede görmek istediğiyle, gençken rakiplerimizin varmak için çabaladıkları yerlerle ve hayatı deneyimledikçe “ben ne istiyorum?” sorusuyla cebelleşiyoruz. Ne yazık ki çoğu kez “kendimize ne istediğimizi sormamız” çok geç olabiliyor/muş. Ben kendimi bu konuda şanslı hissediyorum. Ben kendimi hissediyorum.