Yazılım geliştiriciler için “Çalışma Ortamı” hazırlamak

Evde veya ofiste yazılım geliştiriciliği yapan herkes için bir gerçek var ki, oturuyoruz, monitör-ler-e bakıyoruz, klavyemizdeki tuşlara binlerce defa dokunuyor ve işletim sistemimiz aracılığı ile kodluyoruz. Bu software development -yazılım geliştime- ‘in en masum ve basit şekilde anlatılmış hali. Yani sadece dışarıdan görülen kısmı. Ama bu işin içinde olanların bildiği gibi binlerce satırı kaplayan fonksiyonları yazmak, test etmek, çalıştırmak, düzenlemek ve tabii ki sunmak saatler, günler, haftalar hatta aylar alabiliyor.

Bu zor süreç dışarıdan çok basit tanımlanabilir. Fakat kötü bir sandalyede on gün boyunca sürekli mouse kullanan ve sol elini çenesine götürerek fonksiyon tasarlayan kişiler biliyor ki kötü bir çalışma ortamı zulümden başka bir şey değildir.

Ben çalışırken müzik dinlemeyi seven biriyim. Çalışma dışında da müzik dinlemeyi seven biriyim fakat orası işin kişisel kısmı 🙂 . Kişisel kısım demişken son zamanlarda fırsat bulursam plak alıp, basic vinyl setupımda çalıyorum. Çalışırken plak dinlemeyi sevmiyorum çünkü plak dinlemek sevgiliyle hayal kurmak gibi ya da daha rasyonel tabirle acıkıp Adana kebap yemek gibi bir şey. O olayın içinde kaybolmak, kendini vermek gerekiyor. Lezzet almak için soyutlanmak gerekiyor. Peki ama çalışırken nasıl güzel müzik dinlenebilir.

Yüksek enerjiye sahip saatlerde çalışıyorsam çaldığım müzikler de büyük oranda yüksek enerjili oluyor, eğer geç vakitlerde çalışmak durumundaysam beni sömürmeyecek kadar enerjik ama saate de saygılı tempoda melodik müzikler dinlemeyi seviyorum. Müzik dinlemek işini iyi yapmama yardımcı olan ve vinyl setupımında bir parçası olan Mackie CR3 serisi referans hoparlörler kulanıyorum. Genellikle ofis ortamında bu şansa sahip olamayabilirsiniz, bu da home-office’in güzel taraflarından birisi diyebilirim. Çalışırken ruhunuzu beslemek zulmü hafifletecektir. 🙂

instagram: @designyourworkspace

Başka bir önemli unsur ise: işe başlamadan önce, hayatın içindeki önem arzeden to-doları tamamlamış olmak. Bu yemek yemek de olabilir, son ödeme tarihi gelmiş faturalı ödemiş olmak da, lüzumsuz yere çıkmış bir tartışmayı çözüme kavuşturmak da. Çünkü mantıksal detayların içinde boğulurken duygusal şeyler düşünmek, sinirli, tedirgin veya üzgün olmak kesinlikle negatif etki yaratacaktır. Bu durumlar hatalara yol açabilir, hataları çözmek işi uzatabilir. Bu sebeple temiz ve rahat bir zihne kavuşmadan işe başlamak kesinlikle sadece dışarıdan dolu görünen ama içi boş bir eylemdir. Bu sadece yazılımda değil hayatın her yerinde böyledir.

Stres dolu oyunlar oynamıyorsunuz ve sinirle hızlı bir şekilde klavyedeki tuşlara vurmak gibi bir riskiniz yok. Bu sebeple mekanik ve yüksek ses çıkaran klavyelerden uzak durmanızı tavsiye ediyorum. Tuşların sesi belli bir hıza kadar müziği bastırmaz ise pek tabii mutlu olurum. Saniyede 5-8 karakter yazdığınız full odak eforlarda ise zaten hiçbir sesi duymadığınız için klavyenizi o konuda rahat bırakabilirsiniz.

Proje geliştirirken kullandığınız editörü, terminali, tarayıcıyı veya run window’u rahatlıkla görebileceğiniz bir monitör tavsiye ederim. En azından 21′ boyuta sahip, HD görüntü veren hepsinden önemlisi gözünüzle kavga etmeyen karaktere sahip bir monitör. Ben Philips Brilliance IPS LCD kullanıyorum. Film render etmiyorsanız bu kadar özellik yeterli olacaktır.

İyi bir back-end yazılım geliştiricisi GUI’yi sevmez. Hatta gerçekten iyi ise VIM’i açtıktan sonra mouse’unu çekmeceye atacaktır. Fakat pek tabii xCode dahil bir çok IDE editörü kullanan mobil veya front-end geliştirici de bu yazıya ulaşacağı için standart ve pili erken bitmeyen bir bluetooth mouse tavsiye ederim. DPI oranlarını bırakın Steam’in ağına düşenler düşünsün.

Geniş bir masanızın olması sizi rahat hissettirecektir. Çünkü benim gibi bazı geliştiriciler deftere not almayı sevebiliyor. Bu da kalemlik, defterler, ajandalar vs. demek. Masanız dolacak, yer bulamayacaksınız, fincanı klavyenin dibine koyacaksınız ve o devrilecek. Bugün devrilmezse yarın küçük kuzeniniz gelip devirecek, proje müdürünüz eli kalabalık diye sizin masanızı işgal ederken gelip devirecek. Geniş masalar iyidir. Fincanınızı klavyeden uzak tutun. Vazgeçemediğim tuş takımlı Apple klavyesi için iki yıl içerisinde bir Mac Mini parası ödediğim için söylüyorum, uzak tutun 🙂

Ve tabi ki assolist ve sahnenin final üyesi olan bilgisayar! Ben bir Mac Mini (Late 2012) kullanıyorum. fakat şunu söyleyebilirim i3 hatta 4 çekirdekli herhangi bir işlemcide back-end yazılım geliştirebilirsiniz. Ben bir back-end yazılımcısı olduğum için grafiksel tarafla ilgilenen arkadaşlar lütfen o konu ile ilgilenen diğer arkadaşlarına danışarak development için bilgisayar alsınlar. Çünkü Oculus(VR) sistemi için yazılım geliştirilen bir Monster görmüş ve hayretler içerisinde kalmıştım.

Bilgisayardan daha değerli bir bonus daha var. Oturduğunuz koltuk, sandalye ya da her ne ise adı lütfen rahat olsun. Arkanıza yaslanınca belinizi desteklesin. Vücudunuzu ileri atan bir kalasın üstünde oturmayın, içine gömüldüğünüz bir pufun üstünde oturmayın, saatler geçerken ömür, ömür geçerken sağlık zedeleniyor. Elinizden geldiğinde fiziksel sağlığınızı üç kuruşluk düzgün sandalyeler almamak pahasına feda etmeyin.

Emin olun geri dönüşü çok zor ve tedavi süreci uzun süren bir bel rahatsızlığına sahip olmak istemezsiniz. Bu konuda nasıl oturmanızı gösteren tablolardan yararlanabilirsiniz. Asın duvarınıza size hatırlatsın. Bu konuda ağrılar çeken biri olarak vurgulayarak söylüyorum: yazılımcıysanız oturuşunuza çok dikkat edin.

Benim teknik bir kalemim maalesef olamadı. Bu sebeple monitör anlatırken renk profillerinden, klavye anlatırken  fonksiyon tuşların yararlarından vs. bahsedemedim. Bu tür detaylar için profesyonel yazılara her yerde ulaşabilirsiniz. Bu yazı da araştırmak için ilk sebebiniz olsun, herkese iyi çalışmalar..